Author: Unknown
•22:45




















Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak, 500 TL maaşla, bir bekçi işe almaya karar verir.

Bir süre sonra düşünülür ;
‘’Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak’’
Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere, 750’şer TL maaşla, iki kişi işe alınır.

Bir süre sonra
‘’İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz’’ diye düşünülerek, 1.000’er TL maaşla, iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar .

Bir süre sonra
‘’ Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek ‘’ diye tartışılır ve 1.500’er TL maaşla, bir malimüsavir, bir katip, bir de istatikçi işe alınır.

Bir süre sonra ;
‘’Peki bunlardan kim sorumlu olacak.’’ Diye düşünülür ve 5.000 TL maaşlı bir müdür ve 3.000’er TL maaşla iki de müdür yardımcısı işe alınır.

Bir süre sonra, ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır...
Author: Unknown
•22:09

















Tayyip Erdoğan kaza geçirir ve vefat eder. Cebrail Tayyibi önce cenhenneme götürür. Cehennemin kapısı açıldığında, İçerde yemyeşil mükemmel bir golf sahası görür, Bulutsuz bir havada güneş parlamaktadır ve hava 25 derece sıcaklıktadır.

Uzakta golf sahasının muhteşem binası görünmektedir. Binanın önünde Fethullah Hoca, Adnan Menderes, Turgut Özal durmaktadır. Sağın büyük isimlerinin çoğu buradadır;
Bütünbu iyi insanlar mutlu, sevinçli bir yüzle ve iyi giyimleriyle(versace, armani..) eğlenmektedirler. Tayyibi karşılamaya koşarlar, onu öperler ve geçmişten sohbete başlarlar.

Dostane bir golf partisi yaparlar. Şeytan buzlu içecekler ikram eder…
- "Tayyip al iç, seni rahatlatır bu buzlu margarita" der şeytan!
- "Ya ben, içmemek için yemin ettim."
- "Çocuğum, burası cehennem iç rahatla. Burada sakınmadan herşeyi yiyebilir içebilirsin.. Şimdiden sonra herşey daha iyiye gidecek!"

Tayyip içkisini içer ve daha sonra şeytanı daha sempatik bulmaya başlar. Şeytan, çok naziktir, hoş fıkralar ve iyi şakalar yapmaktadır. O kadar iyi eğlenir ki zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmaz… Nihayet cehennemden gitme zamanı gelir. Bütün arkadaşları elini sıkar daha sonra asansöre biner ve göğe çıkar.

Cebrail çıkışta beklemektedir.
- "Şimdi göğün güzelliğini görme zamanın geldi 24 saatliğine cennete gidiyorsun." der.

Tayyip 24 saat boyunca, Aziz Nesinle, Nazım Hikmetle, Atatürkle ve diğer ülkelerin büyük şair ve yazarlarıyla karşılaşır. Bu arkadaş canlısı iyi insanlar paradan çok önemli konulardan bahsetmekteler ve Tayyip’e büyük tevazu göstermektedirler. Tek bir kötü laf (ananı da al git, artislik yapma lan vs vs) veya eşşek şakası yapmazlar.

Yemek bir kulüp binasında değil ama normal bir restorantta yenir. Bunların hiçbir zengin insan olmadıklarından dünyada gördüğü insanlardan hiçbirine rastlamaz, cennettekilerden onun dünya değerinin farkında değillerdir!

En kötüsü ! Hz. İsa sadece "sonsuz barıştan" bahsetmektedir ve bilinen deyişleri tekrarlamaktadır:
“Tapınak satıcılarını kovmak gerek, benim kraliyetime girmek deveyi bir iğne deliğinden geçirmekten daha zordur, vs vs."

Gün biter ve cebrail gelir...
- Evet Tayyip, şimdi karar vermek zorundasın."

Tayyip bir dakika düşünür ve cevap verir :
- "Güzel, hiç böyle bir karar vereceğimi sanmıyordum. Hmm? Cennet enteresan ama ben yinede kendimi arkadaşlarımla cehennemde daha rahat hissedeceğim." der.

Cebrail ona asansöre kadar eşlik eder ve cehenneme inen asansöre bindirir… Cehennemin kapıları açıldığında, kendisini yanmış kıraç bir ovanın ortasında, vidanjörlerin boşalttığı ve endüstriyel atıkların bulunduğu bir alanda bulur.

Arkadaşlarını görüdüğünde ise dumura uğrar, hepsi zincirli prangalı, kara torbalara koymak üzere çöpleri toplamaktadır. Acıdan inlemekteler, başlarına gelenden şikayet etmektedirler, elleri ve yüzleri kirden simsiyahtır. Şeytan gelir, kolunu Tayyip'in omuzuna dolar.

- Şok içinde olan Tayyip mırıldanır :
"Anlamıyorum dün geldiğimde, burada bir golf sahası ve kulüp evi vardı; istakoz ve havyar yedik, içip içip sarhoş olduk. Tavşanlar gibi sıçrayıp oynayıp, deliler gibi eğlenmiştik. Şimdiyse, pislikle dolu bir çöl görüyorum ve herşey sefil bir halde görünüyor."

Şeytan ona bakar ve gülümser, ve kulağına der ki:
- "Dün seçim kampanyası vardı; bugünse sen bize oy verdin!"
Author: Unknown
•02:30





















İki arkadaş oturmuş, ülke sorunlarından konuşuyorlarmış. Bir ara, biri diğerine:

–"Şu işe bak yahu!" demiş, "Bu ülkede artık ilkokul mezunu bile olmayan işadamları, çok ünlü bilim adamlarından daha fazla kazanıyor."

Diğeri farklı düşünüyormuş:

–"Niçin şaşırıyorsun ki?" demiş ve arkadaşının soru soran bakışları karşısında açıklamaya başlamış:

–"Bak!" demiş, "Her şey 'Mantık', 'Bilim' ve 'Para' üçgeninde gelişiyor."
–"....!"
–"Biliyorsun, bilgi güçtür; zaman da para. Bu iki gerçeğe bir itirazın var mı?"
–"....!"

Arkadaşının susması üzerine tekrar sormuş:

–"Var mı, söyle."
–"Hayır! Haklısın."

–"Yine biliyorsun ki fizikte «Güç=İş/Zaman» formülüyle ifade edilir. Az önce söylediklerimi bu formüle uygulayıp, «Güç» yerine «Bilgi»yi, «Zaman» yerine de «Para»yı koyacak olursak «Bilgi=İş/Para» olur.

--Buradan «Para»yı çekince de, «Para=İş/Bilgi» sonucu çıkar. Buna göre bilgi sıfıra yaklaştıkça, para sonsuza doğru uzanır."

Arkadaşının gözleri hayretten fal taşı gibi açılmış:

–"Yani..." demiş, "Ne kadar az bilirsen, o kadar çok kazanırsın; ya da, sabit bir para, bir ücret alabilmek için, bilgin ne kadar fazlaysa, o kadar fazla iş yapman gerekir."
Author: Unknown
•10:28






















Adamlar bizim ruhumuzu bizden iyi biliyor! Yedir, içir, gezdir, keyfini yerine getir, 1 hafta sultanlar gibi yaşat, son gün evrakları koy önüne ağızları kulaklarda imzalasınlar !!!

(Görsel: Taylan Tuğut)
Author: Unknown
•14:21






















İlaç firmalarında bir tanıdığın olunca daha hızlı bir bilgiye ulaşabiliyorsun tabi, firma ismi kişi ismi vererek bunu yapamayacakları ortada ama yine de bilgileri tanıdıklarımızla "aynen" geldiği gibi paylaşmalıyız.

"Aşı işi bizim hiç aklımıza yatmadı ve açıkçası desteklemiyoruz. Normal grip aşısı olun bağışıklık için ise. Domuz gribi için bizim ülkede belki de deneme yapılıyor, neden bu kadar avrupa ülkesi kırılırken yoktu da şimdi ortaya çıktı bu aşı? Biraz kafa bulandırıcı. Bir de Emine Erdoğan'ın abisi mi erkek kardeşi mi ne ithal ediyor????? Anla yani...

Ayrıca direnci düşükse aşıyı vücuda alınca da ateşlenip hastalanabilir insan. Diğer yöntemlerle korunmak daha iyi!"



Yılmaz Özdil'in yazısının doğruluğunu da kendi kendime teyit etmiş oluyorum, zaten aşı olmayı planlamıyordum şimdi yanından geçmem.

Görselin kaynağı için bknz lütfen.
Author: Unknown
•10:20

















Her sabah bilgisayarınızın başına geçtiğinizde:

  1. Masa üstünde yeni bir dosya açın,
  2. Dosyanın adını "Tayyeap Erdoan" olarak değiştirin,
  3. Geri dönüşüm kutusuna gönderin,
  4. Bilgisayarınız "Tayyeap Erdoan dosyasını Geri Dönüşüm Kutusu'na gerçekten göndermek istiyor musunuz?" diye soracak, "EVET" deyin,
  5. Geri dönüşüm kutusunu boşaltın,
  6. Bilgisayarınız "Tayyeap Erdoan dosyasını gerçekten silmek istiyor musunuz?" diye soracak, kararlı bir şekilde "EVET" deyin,
  7. Kendinizi daha iyi hissettiniz değil mi? :)
Yarın sıra Abudullah Gul'de :D
Author: Unknown
•10:05


















Yaşlı kumrular eski günlerini yad ediyorlarmış. Nine dedeye:

-"Hadi ilk tanıştığımız zamanlarda olduğu gibi bir gün geçirelim, ilk gün gibi yarın 14:00'da sinemanın önünde buluşalım, felekten bir gün çalalım" demiş.

Dede: "Tamam" demiş.

Ertesi gün saat 14:00'da sinemanın önündeymiş dede. Saatlerce beklemiş amanine gelmemiş! Dede buna çok bozulmuş ve bir hışımla eve gitmiş. Kapıyı açmış ki ne görsün, nine oturmuş hüngür hüngür ağlıyor! Hemen sormuş:

-"Ya hatun saatlerce bekledim, niye gelmedin? Hem niye ağlıyorsun sen?"

Nine gözlerinde boncuk boncuk yaşlar cevap vermiş:

-"Annem izin vermedi."