Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmus.
Profesör kaşlarini çatarak: "Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz!"
Öğrenci: "O zaman ben uçuyorum..."
Profesör cevaba çok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavının basarısız geçmesi için elinden geleni yapmış. Yanlız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış.
Profesör öğrencisini odasına çağırmış: “Sana son bir soru soracağım.”
“Yolda yururken iki torba bulduğunu hayalet, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi cuvalı alırsın?”
Öğrenci: "Para olan cuvalı seçerdim..."
Profesör: "Ben akıl olan çuvalı seçerdim..."
Öğrenci:"Normal! Kimde ne eksikse onu secer...
Profesor cok sinirlenmiş, öğrencinin not defterini alip icine "Ökuz" yazmış. Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış.
Bir dakika sonra kapı aralanmış: "Sayin profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmussunuz." :D
Duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karisinin bir paket açtıklarını gördü. "İçinde yiyecek mi var?'" derken diye düşünürken bir baktı ki fare kapanı!
Hemen bahçeye koşup, alarmı verdi: “Evde kapan var! Evde kapan var!”
Tavuk gıdaklayıp, kafayı kaldırdı ve 'Bay fare", bu sizin için ciddi bir sorun olsa da şahsen, beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki.
Fare donup bu sefer koyuna, "Evde kapan var, evde kapan var!" dedi.
Koyun konuyla ilgilendi ama kendi hesabına 'Üzgünüm bay fare, vah, vah emin ol senin için dua edeceğim" dedi.
Fare bu kez öküze yöneldi: "Evde kapan var! Evde kapan var!" diye bağırdı nefes nefese.
Öküz: "Wow, Bay Fare, senin için üzüldüm, ama burnumu sokacağım bir şey değil." dedi. Farenin de başını eğip, gitmekten başka çaresi kalmamıştı...
Yalnızlık ve terkedilmişlik hisleri içinde, fare kapanı ile artik tek başına basa çıkmaya çalışacaktı!
O aksam evde, alışılmamış bir ses duyuldu. Sanki bir kapan, avının üzerine kapanmıştı. Sese kosan çifçinin karisi, karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğu kaptırdığını görmemiş. Yılan da kadını ısırmıştı.
Çiftçi karisini hemen hastaneye götürdü, karisi eve ateşli ve hasta olarak döndü.
Eee ateşli insana ne verilir? Sıcacık bir tavuk çorbası, tavuk hemen kesilmiş ve acilen pişirilmiş!
Ama kadın hala iyileşmiyormuş, eee eş dost ahbap, gelince hasta ziyaretine, çiftçi de sofraya koyunu çıkarmak zorunda kalmış.
Çiftçinin karisi iyileşmemiş, ölmüş. Aman ne kalabalık gelmiş cenazeye, ne kalabalık! Bu sefer de konukları, doyurmak için kesilen öküz olmuş... Fareye de olan biteni deliğinin ardından izlemek kalmış!
Onun için bir daha, seni ilgilendirmeyen bir sorun karşına çıkarsa... bir düşün!
Birimiz tehdit altındaysak, hepimiz risk altındayız.
Bu hayat denen yolculukta birlikte yol almaktayız.