85 yaşında bir adam doğumhanenin kapısında beklemektedir.
Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
-"İçerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"
Yaşlı adam göğsünü gere gere cevap verir:
-"Evet, eşim."
-"Ama bayan 25 yaşlarında..."
-"Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"
-"Yoo, aklıma benim dedem geldi de."
-"Nesi varmış dedenizin?"
-"Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi ısrar etti ve hazırlandı. Eee, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."
Bir vakit namazı öncesinde şiddetli bir şekilde avluya bir adam, içeri elinde satırla nefes nefese 2 metreye yakın boyu olan geniş omuzlu uzun bakımsız sakallı devasa bir adam girmiş ve soluk soluğa bet bir ses tonuyla:
- "Bana bir müslüman lazım." demiş.
Cemaatten biri kalkmış adamla birlikte avludan dışarı çıkmış ve adam:
- "2 tane kurban keseceğim, sen duasını et ben boynunu vurayım" demiş.
Dualarla başlımışlar ilk kurbanı bitirmişken cemaatten gelen adam yorulmuş bir başkasının yardım etmesi gerektiğini söylemiş. Adam tekrar camiye dalmış, toza toprağa bulanmış üstü başı kan içinde elinde taze kan damlayan bir satırla ve aynı bet sesiyle:
- "Bana bir müslüman lazım." demiş. Kimseden çıt yok.
Adam tekrarlamış:
- "Bana bir müslüman lazım." Yine kimseden çıt yok.
Bütün cemaat gözlerini imama çevirmiş, imam da şöyle bir cemaate bakmış sonra adamın haline ve titrek cılız bir ses tonuyla ağzından şu kelimeler dökülmüş:
- "Ne bakıyorsunuz canım iki rekat namaz kıldırdık diye müslüman mı olduk?"
- "Eskiden kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi bir araya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna evlenmek denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik katlanmaktır" demiş.
Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler, Dalga dalga aydınlık oldular, Yürüdüler karanlığın üstüne. Meydanları zaptettiler yine
Beyazıt'ta şehit düşen Silkinip kalktı kabrinden, Ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını Yıktı şahmeran'ın mağarasını.
Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar, Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.