Author: Unknown
•16:27

















85 yaşında bir adam doğumhanenin kapısında beklemektedir.

Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:

-"İçerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"

Yaşlı adam göğsünü gere gere cevap verir:


-"Evet, eşim."

-"Ama bayan 25 yaşlarında..."

-"Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"

-"Yoo, aklıma benim dedem geldi de."

-"Nesi varmış dedenizin?"

-"Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi ısrar etti ve hazırlandı. Eee, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."

-"Olur mu, başkası vurmuştur onu."

-"Ben de onu demeye çalışıyorum..." :D
Author: Unknown
•00:02






















Bir vakit namazı öncesinde şiddetli bir şekilde avluya bir adam, içeri elinde satırla nefes nefese 2 metreye yakın boyu olan geniş omuzlu uzun bakımsız sakallı devasa bir adam girmiş ve soluk soluğa bet bir ses tonuyla:

- "Bana bir müslüman lazım." demiş.

Cemaatten biri kalkmış adamla birlikte avludan dışarı çıkmış ve adam:

- "2 tane kurban keseceğim, sen duasını et ben boynunu vurayım" demiş.

Dualarla başlımışlar ilk kurbanı bitirmişken cemaatten gelen adam yorulmuş bir başkasının yardım etmesi gerektiğini söylemiş. Adam tekrar camiye dalmış, toza toprağa bulanmış üstü başı kan içinde elinde taze kan damlayan bir satırla ve aynı bet sesiyle:

- "Bana bir müslüman lazım." demiş. Kimseden çıt yok.

Adam tekrarlamış:

- "Bana bir müslüman lazım." Yine kimseden çıt yok.

Bütün cemaat gözlerini imama çevirmiş, imam da şöyle bir cemaate bakmış sonra adamın haline ve titrek cılız bir ses tonuyla ağzından şu kelimeler dökülmüş:

- "Ne bakıyorsunuz canım iki rekat namaz kıldırdık diye müslüman mı olduk?"
Author: Unknown
•12:09












Melih Cevdet Anday'a "evlilik nedir?" diye sormuşlar:

- "Eskiden kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi bir araya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna evlenmek denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik katlanmaktır" demiş.

Yeni bir bakış açısı getirmiş :)
Author: Unknown
•15:31






















Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
Dalga dalga aydınlık oldular,
Yürüdüler karanlığın üstüne.
Meydanları zaptettiler yine

Beyazıt'ta şehit düşen
Silkinip kalktı kabrinden,
Ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
Yıktı şahmeran'ın mağarasını.

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

(1962)
Author: Unknown
•01:00


















İki emekli parkta güvercinlere yem atıyor, muhabbet ediyorlardı.

SSK emeklsi Bağkur emeklisine:
- "Şu güvercinlere ne zaman yem atsam aklıma siyasetçiler geliyor." dedi.

Bağkur emeklisi:
- "Neden?" diye sordu.

SSK emeklisi hemen ekledi:
- "Yerde dolaşırken elimizden yiyorlar, havalanınca tepemize s.çıyorlar"
PUL
Author: Unknown
•15:42






















% 47 ile yönetimi ele geçiren Tayyip buyurmuş:

-Üzerinde resmim olan pul bastırın, bundan böyle mektuplarda bu pullar kullanılsın.

Bir süre sonra pulların bir türlü zarflara yapışmadığı farkedilmiş. Tayyip'in kulağına gitmiş ve küplere binmiş. Yetkiliyi çağırıp sormuş:

-Bu pullar niye yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?

Yetkili:

-Sürdük efendim. Ama pulların yapışmamasının tek nedeni, kullanıcıların pulun ön yüzüne tükürmesi.