Author: Unknown
•00:02

Duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karisinin bir paket açtıklarını gördü. "İçinde yiyecek mi var?'" derken diye düşünürken bir baktı ki fare kapanı!


Hemen bahçeye koşup, alarmı verdi: “Evde kapan var! Evde kapan var!”

Tavuk gıdaklayıp, kafayı kaldırdı ve 'Bay fare", bu sizin için ciddi bir sorun olsa da şahsen, beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki.

Fare donup bu sefer koyuna, "Evde kapan var, evde kapan var!" dedi.

Koyun konuyla ilgilendi ama kendi hesabına 'Üzgünüm bay fare, vah, vah emin ol senin için dua edeceğim" dedi.

Fare bu kez öküze yöneldi: "Evde kapan var! Evde kapan var!" diye bağırdı nefes nefese.

Öküz: "Wow, Bay Fare, senin için üzüldüm, ama burnumu sokacağım bir şey değil." dedi. Farenin de başını eğip, gitmekten başka çaresi kalmamıştı...

Yalnızlık ve terkedilmişlik hisleri içinde, fare kapanı ile artik tek başına basa çıkmaya çalışacaktı!

O aksam evde, alışılmamış bir ses duyuldu. Sanki bir kapan, avının üzerine kapanmıştı. Sese kosan çifçinin karisi, karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğu kaptırdığını görmemiş. Yılan da kadını ısırmıştı.

Çiftçi karisini hemen hastaneye götürdü, karisi eve ateşli ve hasta olarak döndü.

Eee ateşli insana ne verilir? Sıcacık bir tavuk çorbası, tavuk hemen kesilmiş ve acilen pişirilmiş!

Ama kadın hala iyileşmiyormuş, eee eş dost ahbap, gelince hasta ziyaretine, çiftçi de sofraya koyunu çıkarmak zorunda kalmış.

Çiftçinin karisi iyileşmemiş, ölmüş. Aman ne kalabalık gelmiş cenazeye, ne kalabalık! Bu sefer de konukları, doyurmak için kesilen öküz olmuş...

Fareye de olan biteni deliğinin ardından izlemek kalmış!

  • Onun için bir daha, seni ilgilendirmeyen bir sorun karşına çıkarsa... bir düşün!
  • Birimiz tehdit altındaysak, hepimiz risk altındayız.
  • Bu hayat denen yolculukta birlikte yol almaktayız.
  • Birbirimizi kollayıp güç ve güven paylaşmalıyız.
Author: Unknown
•00:09
Ankara Genç İşadamları Derneği bir "gençlik araştırması" yaptırdı.
Sonuçlardan çıkan manzara şu:
  • Gençlerin kafası karışık...
Ailelerinden dayak yiyorlar. "Kendine kimi örnek alıyorsun?" diye sorunca;
  • "Anne babamı" diyorlar.
Sigara ve içki içiyorlar. En çok askere ve dine güveniyorlar.

Siyaseti takip etmiyorlar.
Ama "Siyasi yelpazedeki yeriniz?" diye sorunca
;
  • Ağırlıkla "Milliyetçi-muhafazakâr" seçeneğini işaretliyorlar. Yurtlarını çok seviyorlar yani...
Aynı gençler, "Yurtdışında yaşamak ister misiniz?" sorusuna yüzde 80 oranında "Evet" diye kafa sallıyorlar. Yurdun en çok dışını seviyorlar.

"Türkiye AB'ye girsin mi"ye "Hayır" cevabı veriyorlar. Yani?
  • "Ülkem dursun, ben gireyim" diyorlar.
"Milliyetçi gençler", gazete okumuyor; televizyonda da sadece eğlence programı izliyorlar.

Polat gibi şekil yapmak, Koç gibi para kazanmak, Acun gibi sahillerde "sabaha kadar eğlence"ye dalmak istiyorlar.

Çoğu Türkiye'nin geleceğinden umutsuz...
Kendi geleceklerinden ise umutlular.
Yani?
  • "Ülkem batar, ben yırtarım" sanıyorlar.
"Ülkem varsa ben de varım", "Ülkem batarsa ben de batarım", hatta "Ülkemi batmaktan ancak ben kurtarırım" diyen kuşakları birbirine kırdırıp darağaçlarında, cezaevlerinde yok ettiler.

"Kitap günah, örgütlenmek yasak, siyaset tuzak" diye diye, dayağı, magazini, içi kof bir milliyetçiliği vere vere, her koyunun kendi bacağından asıldığını söyleye söyleye, "Okumadan da yırtmak mümkün"ü işleye işleye, siyasete aklı ermeyen, gözü dışarıda, "Polatist" umutsuzlar yarattılar.

Madem manzara böyle, ben de gençlerin yurtdışında yırtmış idollerinden Mert İçgören'in, gençler arasında pek yayılmış şarkılarından biriyle kutlayayım, yeni kuşağın Gençlik ve Spor Bayramı'nı:

"Üç gün üç gece
Bodrum'da eğlence
Yanımda Ceylan, Merve ve Ece
Teker teker ya da hep birlikte
Üç gün üç gece, sabaha kadar eğlence...
Kızı uçağa koydum
iki tane kız buldum
İyice yağladım, sonra güneşe koydum
İki saat beklettim, çıkarıp soydum
İkisini de yedim, ohhh doydum."

Bayramınız afiyetli olsun!

Can Dundar /Milliyet 19.05.2008

Arşivleri biraz karıştırdım da, teşekkürler Can Dündar...
Author: Unknown
•00:21














Hayat bir geri sayım ve ölüm yeni bir başlangıç, aslında kaçınılmaz son. Yaşadığımız anların kıymetini bilelim...
Author: Unknown
•19:47

















Birileri bizi durdurmadan biz sansürü durdurmalıyız, internette birilerinin keyiflerine göre sansür uygulamalarına artık dur demenin vakti geldi de geçiyor bile...

Bundan böyle "Sansüre Sansür"
Author: Unknown
•02:27

Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu.


Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim dedi sonra düşündü;

— “Oh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez."

Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve "Baba, haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz." dedi.
Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de halen hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu.


Çocuk; bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı…

İNSANI DUZELTTİĞİM ZAMAN DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ…



Author: Unknown
•22:25
Bir gün Ali, öğretmeni Ayşe Hanım'a giderek dersten sonra kendisiyle görüşmek istediğini söyledi. Öğretmen kabul etti ve sordu:
  • Sorun nedir Ali?
  • Ben bu sınıfın düzeyine göre fazla zekiyim. Bir üst sınıfa geçmek istiyorum.
İstek konusunda bilgi verilen Müdür Ali'ye bunun için bir testten geçmeyi isteyip istemediğini sordu. Ali tereddütsüz kabul etti ve test başladı.
  • Söyle bakalım Ali: 3X4 ?
  • 12
  • Peki 6X6 ?
  • 36 Müdür Bey
  • Japonya'nın başkenti ?
  • Tokyo
Ve test bir saat sürdü, Ali hiç hata yapmadı. Test sonunda Ali'nin öğretmeni de soru sormak istedi. Ali ve Müdür bu isteği kabul ettiler.
  • İneklerde dört tane, ben de iki tane olan nedir?
  • "Bacaklar" öğretmenim!
  • Doğru. Peki senin pantolonunun içinde olup, benim pantolonumun içinde olmayan nedir? (Müdür bu soruya çok şaşırır.)
  • "Cepler" öğretmenim.
  • Kadınların tüylerinin en kıvırcık olduğu yer neresidir?
  • (Velet tereddütsüz yanıt verdi) "Afrika'dır" öğretmenim.
  • Kendisi yumuşak olup, kadınların ellerinde sertleşen nedir? (Müdür gözleri fal taşı gibi açılır)
  • "Tırnak cilası" öğretmenim.
  • Peki. Bekâr bir kadına göre evli kadında daha geniş olan nedir?
  • "Yatak" öğretmenim.
  • Kadın vücudunda en nemli organ hangisidir?
  • "Dil" öğretmenim.
Nefes nefese kalan Müdür test'i bitirmeye karar verdi ve:
  • Değil bir üst sınıfa geçirmek, ben bu çocuğu doğrudan Üniversiteye bile gönderirim. Çünkü ben bütün sorulara yanlış cevap verdim!
=> Not: İnsanların ahlakları yaşlandıkça bozulur!