Author: Unknown
•12:01















Belki çok defa karşınıza çıkmıştır bu şiir ama ben paylaşmadan edemeyeceğim. Denizlili bir vatandaşımızın Recep Tayyip Erdoğan'a yazdığı güzide şiir.


İRECEP BEY

İrecep bey sen bize, meydanlarda söz verdin.
Memleketi düzlüğe, götcem dedin götmedin.
Garşımızda safilce, boynun büküp durdun,
Haydut, hırsız, haksıza, çatcem dedin çatmadın.

Müslümanız çok şükür, Batıyınan işimiz
Olmaz bizim, bizlere yeter gendi aşımız,
Dedin emme, sayende, tasmalandı başımız,
IMF cavırını, atcem dedin, atmadın.

Kerkükte gızanları, Kürde teslim eyledin,
Türk'e vurana güldün, vurulanı payladın,
Bir ara sevindiydik, böyük laflar eyledin,
Kerkük gırmızı çizgim, gitcem dedin gitmedin.

Bizden oy ister iken, cavırlara hep çattın,
Denizli meydanında, bol bol palavra attın,
Amerika'ya karşı, söyle bakam, ne ettin,
Çilli horozlar gibi, ötcem dedin ötmedin.

Push denen o pis cavir, şeyhin mi oldu senin,
El pençe divan durdun, her lafına sen onun,
Bir tek vatansever yok, hain dolu dört yanın,
Memleket davasını, gütcem dedin gütmedin.

Mesuttan gurtulduyduk, rahmet okuttun ona,
Nah bu eller gırılsın, daha oy versem sana,
Rezil rüsvay eyledin, bizi tekmil cihana,
Devleti böyük devlet, etcem dedin etmedin.

Aşiret artığından, gorkup gaçacak millet,
Esgerinin başına, çuval geçecek millet,
Senin gibi içi boş, balon seçecek millet, Değildik,
Amma yemin ettin, dutcem dedin dutmadın.

Author: Unknown
•15:35















Aslında David Ignatius o masadan kalkmasaydı hala Davos'a katılıyor olacaktık :)

Fotoğraf bobiler.org'dan alınmıştır.
Author: Unknown
•22:01



















Tayyeap, polemiklerin azalması üzerine ortalığı bulandırmak için Atatürk’ün adının çevresinde bir tartışma başlatır.

Polemik öyle noktaya ulaşır ki iktidara yakın basın mensuplarının önünde Atatürk’ün mezarını açmaya karar verirler. Kalkar, giderler Anıtkabir’e.

Tayyeap, Gül ve Arınç’ı gönderir önden; "Gidin bakın bakalım, ne var içerde?" diyerek.
Gül-Arınç ikilisi girip bakarlar ki Atatürk doğrulmuş, dik dik bakıyor... O korkuyla nefes nefese çıkarlar dışarıya... Tayyeap'e gidip durumu anlatırlar.

Tayyeap: “Olmaz öyle şey!” diyerek Anıtkabir'in içine girer. Odada Atatürk yoktur ama küçük bir not vardır:

“Samsun’a gidiyorum!.. Oradan da Amasya’ya geçeceğim!"
Author: Unknown
•17:51










Tayyip ile Abdullah Gül uçakta yolculuk ederken muhabbet arasında Abudullah:

- "Buradan 20 TL atsam 20 kişi sevinir." demiş.

Tayyip de:

- "Ben 50 TL atsam 50 kişi sevinir." demiş.

Bu konuşmaya şahit olan pilot ise:

- "Ben ikinizi atsam 70 milyon sevinir." demiş :)

İlham kaynağım...
Author: Unknown
•01:59






















Geceleri uyku uyuyamaz oldum! Her an transfer gündemi, ha oldu ha olacak :) Hangi flaş transferi gözümüze sokacak Haldun Üstünel? :D

Yürek dayanmıyor yahu bu tempoya bende Haldun Üstünel'in olmadığı takımları mı tutsam ne? :)

Seni seviyoruz Haldun Üstünel...
Author: Unknown
•22:47











Tayyeap'e oy verenler değil hedef, Tayyeap mantalitesine bu isyan. Görünce paylaşmak istedim.


Author: Unknown
•18:49
Çocuklarım olmadan asla diyorsan ALİYE'Yİ;


















Çocuklarım için seve seve veririm diyorsan BİNBİR GECE'yi;

























Çocuklarım küçük yaşta versin diyorsan KÜÇÜK KADINLAR'ı;





















Çocuklarım çiftlikte versin diyorsan HANIMIN ÇİFTLİĞİ'ni;

















Çocuklarımın hepsi tek bir kişiye versin diyorsan YAPRAK DÖKÜMÜ'nü ;




















Bütün sülale birbirine versin diyorsan, AŞK-I MEMNU’yu izle :)))

Author: Unknown
•22:45




















Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak, 500 TL maaşla, bir bekçi işe almaya karar verir.

Bir süre sonra düşünülür ;
‘’Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak’’
Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere, 750’şer TL maaşla, iki kişi işe alınır.

Bir süre sonra
‘’İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz’’ diye düşünülerek, 1.000’er TL maaşla, iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar .

Bir süre sonra
‘’ Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek ‘’ diye tartışılır ve 1.500’er TL maaşla, bir malimüsavir, bir katip, bir de istatikçi işe alınır.

Bir süre sonra ;
‘’Peki bunlardan kim sorumlu olacak.’’ Diye düşünülür ve 5.000 TL maaşlı bir müdür ve 3.000’er TL maaşla iki de müdür yardımcısı işe alınır.

Bir süre sonra, ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır...
Author: Unknown
•22:09

















Tayyip Erdoğan kaza geçirir ve vefat eder. Cebrail Tayyibi önce cenhenneme götürür. Cehennemin kapısı açıldığında, İçerde yemyeşil mükemmel bir golf sahası görür, Bulutsuz bir havada güneş parlamaktadır ve hava 25 derece sıcaklıktadır.

Uzakta golf sahasının muhteşem binası görünmektedir. Binanın önünde Fethullah Hoca, Adnan Menderes, Turgut Özal durmaktadır. Sağın büyük isimlerinin çoğu buradadır;
Bütünbu iyi insanlar mutlu, sevinçli bir yüzle ve iyi giyimleriyle(versace, armani..) eğlenmektedirler. Tayyibi karşılamaya koşarlar, onu öperler ve geçmişten sohbete başlarlar.

Dostane bir golf partisi yaparlar. Şeytan buzlu içecekler ikram eder…
- "Tayyip al iç, seni rahatlatır bu buzlu margarita" der şeytan!
- "Ya ben, içmemek için yemin ettim."
- "Çocuğum, burası cehennem iç rahatla. Burada sakınmadan herşeyi yiyebilir içebilirsin.. Şimdiden sonra herşey daha iyiye gidecek!"

Tayyip içkisini içer ve daha sonra şeytanı daha sempatik bulmaya başlar. Şeytan, çok naziktir, hoş fıkralar ve iyi şakalar yapmaktadır. O kadar iyi eğlenir ki zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmaz… Nihayet cehennemden gitme zamanı gelir. Bütün arkadaşları elini sıkar daha sonra asansöre biner ve göğe çıkar.

Cebrail çıkışta beklemektedir.
- "Şimdi göğün güzelliğini görme zamanın geldi 24 saatliğine cennete gidiyorsun." der.

Tayyip 24 saat boyunca, Aziz Nesinle, Nazım Hikmetle, Atatürkle ve diğer ülkelerin büyük şair ve yazarlarıyla karşılaşır. Bu arkadaş canlısı iyi insanlar paradan çok önemli konulardan bahsetmekteler ve Tayyip’e büyük tevazu göstermektedirler. Tek bir kötü laf (ananı da al git, artislik yapma lan vs vs) veya eşşek şakası yapmazlar.

Yemek bir kulüp binasında değil ama normal bir restorantta yenir. Bunların hiçbir zengin insan olmadıklarından dünyada gördüğü insanlardan hiçbirine rastlamaz, cennettekilerden onun dünya değerinin farkında değillerdir!

En kötüsü ! Hz. İsa sadece "sonsuz barıştan" bahsetmektedir ve bilinen deyişleri tekrarlamaktadır:
“Tapınak satıcılarını kovmak gerek, benim kraliyetime girmek deveyi bir iğne deliğinden geçirmekten daha zordur, vs vs."

Gün biter ve cebrail gelir...
- Evet Tayyip, şimdi karar vermek zorundasın."

Tayyip bir dakika düşünür ve cevap verir :
- "Güzel, hiç böyle bir karar vereceğimi sanmıyordum. Hmm? Cennet enteresan ama ben yinede kendimi arkadaşlarımla cehennemde daha rahat hissedeceğim." der.

Cebrail ona asansöre kadar eşlik eder ve cehenneme inen asansöre bindirir… Cehennemin kapıları açıldığında, kendisini yanmış kıraç bir ovanın ortasında, vidanjörlerin boşalttığı ve endüstriyel atıkların bulunduğu bir alanda bulur.

Arkadaşlarını görüdüğünde ise dumura uğrar, hepsi zincirli prangalı, kara torbalara koymak üzere çöpleri toplamaktadır. Acıdan inlemekteler, başlarına gelenden şikayet etmektedirler, elleri ve yüzleri kirden simsiyahtır. Şeytan gelir, kolunu Tayyip'in omuzuna dolar.

- Şok içinde olan Tayyip mırıldanır :
"Anlamıyorum dün geldiğimde, burada bir golf sahası ve kulüp evi vardı; istakoz ve havyar yedik, içip içip sarhoş olduk. Tavşanlar gibi sıçrayıp oynayıp, deliler gibi eğlenmiştik. Şimdiyse, pislikle dolu bir çöl görüyorum ve herşey sefil bir halde görünüyor."

Şeytan ona bakar ve gülümser, ve kulağına der ki:
- "Dün seçim kampanyası vardı; bugünse sen bize oy verdin!"
Author: Unknown
•02:30





















İki arkadaş oturmuş, ülke sorunlarından konuşuyorlarmış. Bir ara, biri diğerine:

–"Şu işe bak yahu!" demiş, "Bu ülkede artık ilkokul mezunu bile olmayan işadamları, çok ünlü bilim adamlarından daha fazla kazanıyor."

Diğeri farklı düşünüyormuş:

–"Niçin şaşırıyorsun ki?" demiş ve arkadaşının soru soran bakışları karşısında açıklamaya başlamış:

–"Bak!" demiş, "Her şey 'Mantık', 'Bilim' ve 'Para' üçgeninde gelişiyor."
–"....!"
–"Biliyorsun, bilgi güçtür; zaman da para. Bu iki gerçeğe bir itirazın var mı?"
–"....!"

Arkadaşının susması üzerine tekrar sormuş:

–"Var mı, söyle."
–"Hayır! Haklısın."

–"Yine biliyorsun ki fizikte «Güç=İş/Zaman» formülüyle ifade edilir. Az önce söylediklerimi bu formüle uygulayıp, «Güç» yerine «Bilgi»yi, «Zaman» yerine de «Para»yı koyacak olursak «Bilgi=İş/Para» olur.

--Buradan «Para»yı çekince de, «Para=İş/Bilgi» sonucu çıkar. Buna göre bilgi sıfıra yaklaştıkça, para sonsuza doğru uzanır."

Arkadaşının gözleri hayretten fal taşı gibi açılmış:

–"Yani..." demiş, "Ne kadar az bilirsen, o kadar çok kazanırsın; ya da, sabit bir para, bir ücret alabilmek için, bilgin ne kadar fazlaysa, o kadar fazla iş yapman gerekir."
Author: Unknown
•10:28






















Adamlar bizim ruhumuzu bizden iyi biliyor! Yedir, içir, gezdir, keyfini yerine getir, 1 hafta sultanlar gibi yaşat, son gün evrakları koy önüne ağızları kulaklarda imzalasınlar !!!

(Görsel: Taylan Tuğut)
Author: Unknown
•14:21






















İlaç firmalarında bir tanıdığın olunca daha hızlı bir bilgiye ulaşabiliyorsun tabi, firma ismi kişi ismi vererek bunu yapamayacakları ortada ama yine de bilgileri tanıdıklarımızla "aynen" geldiği gibi paylaşmalıyız.

"Aşı işi bizim hiç aklımıza yatmadı ve açıkçası desteklemiyoruz. Normal grip aşısı olun bağışıklık için ise. Domuz gribi için bizim ülkede belki de deneme yapılıyor, neden bu kadar avrupa ülkesi kırılırken yoktu da şimdi ortaya çıktı bu aşı? Biraz kafa bulandırıcı. Bir de Emine Erdoğan'ın abisi mi erkek kardeşi mi ne ithal ediyor????? Anla yani...

Ayrıca direnci düşükse aşıyı vücuda alınca da ateşlenip hastalanabilir insan. Diğer yöntemlerle korunmak daha iyi!"



Yılmaz Özdil'in yazısının doğruluğunu da kendi kendime teyit etmiş oluyorum, zaten aşı olmayı planlamıyordum şimdi yanından geçmem.

Görselin kaynağı için bknz lütfen.
Author: Unknown
•10:20

















Her sabah bilgisayarınızın başına geçtiğinizde:

  1. Masa üstünde yeni bir dosya açın,
  2. Dosyanın adını "Tayyeap Erdoan" olarak değiştirin,
  3. Geri dönüşüm kutusuna gönderin,
  4. Bilgisayarınız "Tayyeap Erdoan dosyasını Geri Dönüşüm Kutusu'na gerçekten göndermek istiyor musunuz?" diye soracak, "EVET" deyin,
  5. Geri dönüşüm kutusunu boşaltın,
  6. Bilgisayarınız "Tayyeap Erdoan dosyasını gerçekten silmek istiyor musunuz?" diye soracak, kararlı bir şekilde "EVET" deyin,
  7. Kendinizi daha iyi hissettiniz değil mi? :)
Yarın sıra Abudullah Gul'de :D
Author: Unknown
•10:05


















Yaşlı kumrular eski günlerini yad ediyorlarmış. Nine dedeye:

-"Hadi ilk tanıştığımız zamanlarda olduğu gibi bir gün geçirelim, ilk gün gibi yarın 14:00'da sinemanın önünde buluşalım, felekten bir gün çalalım" demiş.

Dede: "Tamam" demiş.

Ertesi gün saat 14:00'da sinemanın önündeymiş dede. Saatlerce beklemiş amanine gelmemiş! Dede buna çok bozulmuş ve bir hışımla eve gitmiş. Kapıyı açmış ki ne görsün, nine oturmuş hüngür hüngür ağlıyor! Hemen sormuş:

-"Ya hatun saatlerce bekledim, niye gelmedin? Hem niye ağlıyorsun sen?"

Nine gözlerinde boncuk boncuk yaşlar cevap vermiş:

-"Annem izin vermedi."
Author: Unknown
•10:49












Bir dönemin en klas futbolcuları cennette buluşmuşlar, cennetin baş meleği de futbol merkalısıymış. Şeytanı çağırmış:

- "Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim, ne dersin?"

Şeytan:

- "Boşuna oynamayalım, biz kazanırız"

Baş melek hiddetlenerek:

- "Olur mu öyle şey? En klas futbolcuların hepsi bizde, ne kadar kötü futbolcu varsa o kadarı sizde."

Şeytan, sinsice gülümseyerek:

- "Ama bütün hakemler de bizde" :D
Author: Unknown
•16:27

















85 yaşında bir adam doğumhanenin kapısında beklemektedir.

Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:

-"İçerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"

Yaşlı adam göğsünü gere gere cevap verir:


-"Evet, eşim."

-"Ama bayan 25 yaşlarında..."

-"Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"

-"Yoo, aklıma benim dedem geldi de."

-"Nesi varmış dedenizin?"

-"Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi ısrar etti ve hazırlandı. Eee, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."

-"Olur mu, başkası vurmuştur onu."

-"Ben de onu demeye çalışıyorum..." :D